| nazım
serhat fırat 1978 Bursa doğumlu. Eğitimine ve çalışmalarına İstanbul'da devam ediyor.
| | inceltilmiş şiddet
görünümleri “«şiddet,-ti a. Ar 1 bir
devinimin, bir gücün, bir davranışın derecesi, yeğinlik, sertlik. 2 bir
devinimden doğan güç. ör. Rüzgarın şiddeti ağaçları devirdi. 3 mec.
(duygu ya da davranış için) aşırılık, yeğinlik. ör. Sevgisinin
şiddetiyle, gerçeği göremez olmuştu. 4 karşıt tutumda, görüşte olanlara
kaba kuvvet kullanma, sert davranma, sertlik. ör. Şiddet sorunları
çözümden uzaklaştırır. şiddet göstermek kaba ve sert davranmak. şiddet
olayı insanları sindirmek, korkutmak için yaratılan olay ya da
girişilen eylem. şiddete başvurmak kaba kuvvet kullanmak. şiddetle be.
1)güçlü bir biçimde. 2)hızla. 3)sert olarak, sertçe» ‘Güç,
sertlik, kuvvet, sindirmek, korkutmak, hız…’ Şiddet, dilde karşılığını
bulamıyor, kısır metinlerin ve cümbüşlü bir renk skalasına benzeyen
televizyonun zihinlerde açtığı boşlukta hayat buluyor. Dilde karşılığı
olmayanın gittikçe incelmesi ve yokluğa karışması ihtimali, gündeliğin
içinde tersine işliyor. Yola atılmış kedi ölüsü, köşe başından fırlayan
eli bıçaklı biri, sevgilisiyle beraber gördüğü için kızının boğazını
kesebilen baba, bir kente her gece yağan bombalar, işsiz ve aç
bırakılma korkusu, anlatılamaz olanı ete kemiğe büründürüyor. Yaşanana
bir isim vermek gereksizleşiyor. Hepimizi, alıştığı ve onsuz yapamadığı
bir zamana sürüklüyor. Şiddetin anlatılamazlığı belki de şiddeti bir
cazibe merkezi haline getirmekte. Şiddet müptelası edilmişlerin,
acısını acı vererek çıkaranların, ‘ya bizden yanasınız, ya da
onlardan’cıların, ‘Bayhan’cıların, futbolcuların zamanı. Şiddetin
kitlesel bir hipnoz aracına dönüştürüldüğü bir dünya, başka bir dünya.
Bıçağın sadece elma soymaya yaramadığı bir dünya. Fotoğraflarımda
şiddeti aradım. Hiç bilmediğim, hiç görmediğim, hiç hissetmediğim, ama
bu dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir zamanda yaşanmış ya da
yaşanması olası olan şiddeti aradım. Konu olarak şiddetin,
genişliğinden kaynaklı kişisel bir okumasını yaparak, şiddetin farklı
biçimlerde iz bıraktığı bedenleri fotoğrafladım. Kanırtılmış, karanlığa
gömülmüş, karanlıkla boğuşan bedenler; kapatılmış, sarılmış portreler…
İster açlığın diz çöktürdüğü olsun, ister darp edilmiş olsun şiddetin
bedende yarattığı tahribat özde aynı. Şiddet nesnesine acı verir,
aşağılar, iz bırakır ve eninde sonunda nesnesinin üzerinden kendini
yeniden üretir. Fotoğraflarımda şiddet güçlü bir duygu olarak kendini
göstermemekte, fotoğrafın öncesinde ve sonrasında “buradayım”
demektedir. Kadrajla parçaladığım bedenin üzerinden dışarı taşan
şiddet, fotoğrafa girmeyen bedenin üzerinde hüküm sürerken, aynı
zamanda dışarıdan içeriyi tehdit etmektedir. Böylelikle süreklilik
kazanan şiddet, fotoğrafın saptadığı anda kendisini göstermemekte,
fotoğrafa suretini düşürmektedir. Şiddet denilen olgunun ancak küçük
bir parçasını objektif altına alan bu proje benim için konuya giriş
niteliğindedir.” | |