| melisa önel 1980
İzmir doğumlu. Tufts
Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Çatışma Uzlaşması ve Barış
alanından mezun oldu. Tufts Üniversitesi’nde fotoğraf dersi asistanlığı
yaptı ve tiyatro yönetmenliği, yazı, video sanatı ve oyunculuk
dallarında dersler aldı. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema ve
Televizyon Bölümü'nde yüksek lisans yapıyor ve çalışmalarına
İstanbul'da devam ediyor.
| | “-” “16 yaşında fotograf
çekmeye başladım. Uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olmama rağmen
fotoğrafa da eşit, hatta daha fazla ağırlık verdim. Ilk başta da, şu an
olduğu gibi, fotoğraf karesini bir sahne olarak kullandım. Her
defasında belirli bir olasılığın yaşandığı, ‘gerçek’ olanın tekrarını,
kendi adıma hissettiğim ‘gerçek’ hissini kaybetmeden yaşatabileceğim
görüntüler yaratmaya çalıştım. Yaratılan karakterlerin özgür
olabileceği yerleri yaratıp, onları, bir hareketi, içgüdüyü, durumu
gözetlemek istedim. Yarattığım görüntünün gerçekliğine inanabilmem ve
şaşırabilmem benim için en önemli şey herhalde. Her defasında
bilmediğim bir noktayı görebilecek gibi bakabilmek bundan sonrası için
de isteyebileceğim en büyük şey. Genelde seriler halinde
fotoğraf çekiyorum. Sanırım sebebi, belirli bir doğru/tam
ifadeyi/cümleyi değil, olma süresini gözlemlemek. Bu seride bir kadın
karakter var. Sanırım fotoğraflar bu kadının bir yere geri dönüşü veya
hiçbir zaman gidememiş olması ile ilgili. Sanki yıllar geçmiş ve içinde
bir parça, büyükçe, orada, geçmişte kalmış. Kadının bir parçası,
kendisinin görünmez olduğu bir zaman diliminde yaşıyor, diğer tarafı
ise gözle görüldüğü için tanımlanabilir ‘normal’ yerde. Zamansız ve
isimsiz bir bölgede, bir hayalete dönüşmüş. Geçmiş hayatını tekrar ve
tekrar yaşıyor, belki de ilk defa bu kadar çıplak ve gerçek bir şekilde
hayatını başkalarının ve kendi gözleri önüne koyuyor. “İşte” diyor,
“buradaydım, hep olduğum gibi. Belki görememiştin. Ama artık ortaya
çıktım. Hep burada olacağım. Aynı şeyleri yaptıkça beni anlayabilmen ve
kendim için.” Bir nevi korkusuzluk. Ve o histe fotoğrafa sığınıyor.
Bilemiyorum.” | |