| filiz güngör 1977 Fethiye doğumlu. 1998'de
Anadolu Üniversitesi Hemşirelik Bölümü’nden, 2003'te de Dokuz Eylül
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nden mezun oldu.
Halen Berlin Humboldt Üniversitesi'nde Sanat Tarihi ve Medya Bilimi
okuyor.
| | söyleyecek yeni bir sözüm
yok “Ne zaman vicdan
muhasebesi yapmaya başlasam Raskolnikov gelir aklıma. Ve ne zaman şüphe
duyduğum bir konuyu merakla incelemeye koyulsam Şüpheci Thomas gelir
aklıma. Ve ne zaman gereksiz ayrıntılarla dolu bir fotoğraf çeksem
bembeyaz bir tablo gelir gözümün önüne. Bu cümlelerin böyle bir çalışma
yapmamda beni harekete geçiren düşünceler olduğunu söyleyebilirim.
Yaşamımın her anında karşılaştığım, her anında karşılaşabileceğim
görüntüler, kişiler… Sözünü ettiğim bu görüntüler ve kişilerle
günlük yaşamımda karşılaşıyordum. Aldığım eğitimin bana kazandırdığı
bir şey olsa gerek, bu görüntüleri bir süre sonra sanat tarihindeki
karşılıklarıyla birlikte düşünmeye başladım. Velázquez’in bir
atölyesiyle, Rembrant’ın ‘Anatomi Dersi’yle, Seurat’nın bir kır
resmiyle her gün karşılaşmamak işten bile değildi. Bu eserlerin
tekniklerinden bahsetmiyorum. Benim için önemli olan betimlenen
olayların, kişilerin, durumların, yerlerin benzeşmesiydi. Bu benzeşmeyi
fotoğraf kağıdına nasıl aktarabileceğimi düşündüm. Gördüklerimi,
göstermek istiyordum. (Burada bir parantez açıp belirtmem gereken bir
başka şey, kullandığım resimlerin seçilme nedeninin, önemlerinden değil
günlük hayatı bize yansıtmalarından dolayı olduğudur.) Çalışmamın
ismi de buradan kendiliğinden çıkmış oldu. Herhangi bir iddiası yoktu.
Sanat tarihi içinde yer alan bu resimlerle günümüz görüntüleri arasında
kurduğum bağlantıları, çağrışımları görselleştirmek isteğindeydim. Yeni
bir sözüm hem yoktu, hem vardı aslında. Dikkatleri, ayrıntılara
yöneltme isteği diyebiliriz buna. Sizlerin de dikkatle baktığınızda
hemen hemen her gün karşılaştığınız görüntüler bunlar. Tabii ki bunu
kendi disiplinim olan fotoğraf ile uygulamaya çalıştım ve kapsamını
daralttım. Özellikle resim sanatının örneklerinden yararlanmış olmamın
nedeni, fotoğrafın resim ile olan kopmaz bağlarından kaynaklandı. Zaman
dilimi olarak Rönesans’tan fotoğrafın icadı ve hemen sonrasına kadar
olan dönemi almış olmamın nedeni, bu icadın ardından resmin aslî
görevini fotoğrafın üstlenmiş, resmin de yeni arayışlara girmiş
olmasıdır. ‘Söyleyecek Yeni Bir Sözüm Yok’ diyerek yola
çıktığım bu çalışmada yeni bir söz söylemenin gerçekten çok zor
olduğunu gördüm. Zor olan bence o anı hazırlamak... Ve ‘vizyon’
sorununun günümüz sanatçısının en önemli sorunlarından biri olduğunu
düşünüyorum...” | |